Beyaz et!

Ormanlarımız alev alev yanarken, veteriner hekimlerimiz gönüllü olarak bölgeye koştu, sürüngeninden kanatlısına, yaban hayatında ve köylerde yaralanan hayvanları kurtarmak için çırpındılar.

O sırada asrın liderimiz televizyona çıktı.

“Canlılar şöyle yandı böyle yandı deniyor, eyvallah, yauv orman yanar da canlılar yanmaz mı, biz bütün tedbirlerimizi aldık, kaç paraysa öderiz, büyükbaşsa büyükbaş, koyun, beyaz et” filan dedi.

“Koyun can derdinde, kasap et derdinde” misaliydi yani.

E ben de daima değerli görüşlerine başvurduğum İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Profesör Murat Arslan’ı aradım.

Türkiye’de adeta “yok sayılan” veteriner hekimlerimiz açısından, şu “beyaz et” meselesini biraz anlatmasını rica ettim.

Sağolsun kırmadı, şu anda bizzat yangın bölgesinde olmasına rağmen geceyarısı vakit ayırdı, ibret verici bir döküm yaptı. Buyrun…

– “Öncelikle… Boynunda steteskop olup, muayene yapan, genel anestezi uygulayan, tomografi ve Mr gibi teknolojik araçları teşhis için kullanan, komplike operasyonlar yapan, dahiliye, doğum, cerrahi, mikro cerrahi, görüntüleme, göz, kulak alanlarında ihtisaslaşan, ancak ülkemizde sağlık çalışanı sayılmayan 36 bin veteriner hekimle şu an eğitim gören 3 bine yakın öğrenci adına teşekkür ederim.”

– “1935 yılında hayvancılığımızın gelişmesi için Uluslararası Cenevre Veteriner Hekimliği Anlaşması imzalandı, TBMM’de onaylandı, bu anlaşmanın şartlarına uygun olarak 1937 yılında kanun çıkarıldı, Tarım Bakanlığı yapılandırıldı, yurt genelinde Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü Teşkilatı kuruldu. Ancak… 1985 yılında Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ve taşra teşkilatları kapatıldı! Neye hizmet ettiği belirsiz bu karar, Türkiye’nin hayvancılığına büyük darbe vurdu.”

– “2010 yılında yeni kanun çıkarıldı, veteriner hekimler, tarım ve hayvancılık sektörlerindeki tüm sağlık, ıslah, koruma, kontrol, geliştirme konularında etkisiz hale getirildi. Böylece hem veteriner hekimlik, hem ülke hayvancılığı çok ağır yara aldı.”

– “Türkiye’nin dahil olmaya çalıştığı Avrupa Birliği’nde mevzuatın yüzde 60’ı tarımla ilgilidir, tarıma dair mevzuatın yüzde 60’ı da hayvancılıkla ilgilidir. Ama ne gariptir ki, veteriner hekimliğin görmezden gelinmesi için neredeyse özel çaba sarf ediliyor.”

– “Avrupa Birliği’nde hayvansal gıda, hayvanın yediği yemden başlayarak, sağlığı, ilaçları, çevresel faktörleri, hijyeni, bir bütün olarak ele alınıyor, çiftlikten/çatala gıda güvenliği ancak bu şekilde sağlanıyor, bu zincirin kontrolü için veteriner hekimliği tek yetkili otorite merkezi olarak belirliyor… Bizde yok sayılıyor.”

– “Koruyucu hekimliğin birinci basamağı veteriner hekimlerdir, bunun böyle olduğu tüm dünyada kabul gören bir gerçektir. Çünkü… Hayvanlardan insanlara geçebilen, insanlardan hayvanlara geçebilen, zoonoz denen hastalıklar vardır, bugün tüm dünyada yaşanan Covid-19 böyledir, hayvanlardan insanlara geçen hastalıklardan biridir.”

– “ABD Hastalık Kontrol Merkezi’nin kayıtlarına göre, insan sağlığını tehdit eden ve enfeksiyonlara yolaçan toplam 1415 mikroorganizma var, bunların 868’i zoonotik, yani, hayvanlarla insanlar arasında ortak karakter taşıyor. Bunların yüzde 33’ü hayvanlardan insanlara, sonra da insandan insana bulaşıyor. Bu ortak hastalıkların bazıları direkt temasla, bazıları hayvansal ürünler aracılığıyla bulaşıyor.”

– “İnsanların bulaşıcı hastalıklarının yüzde 60’ı hayvanlardan kaynaklanır, yani zoonotiktir. Yeni çıkan, insan bulaşıcı hastalıkların (Ebola, HIV, Sars, Mers, Covid-19, influenza dahil) en az yüzde 75’i hayvan kaynaklıdır.”

– “Son yıllarda dünyada en çok gündeme gelen zoonotik hastalıklar, şap, BSE (deli dana), kuş gribi, şarbon’dur.”

– “Her yıl görülen beş yeni insan hastalığının üç tanesi hayvan orijinlidir.”

– “Biyo-terör amacıyla kullanılma potansiyeli olan mikroorganizmaların yüzde 80’i zoonotic patojen, yani hayvandan insana geçen hayvan hastalığı etkenidir.”

– “Zoonotik hastalıkların önlenmesi, halk sağlığı tedbirleri bakımından ilk sıradadır. Veteriner hekimler, hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda ilk ve en önemli savunma hattıdır.”

– “Özerk bir veteriner teşkilatı olmadığı için, yaban hayatı ve yaban hayvanları da çok olumsuz etkileniyor. Yaban hayvanları korumak üzere kurulan Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’nde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmiyor. Bu yüzden, yaban hayatına etkin ve doğru müdahale edilemiyor. Yakın zamanda yaşadığımız Tuz Gölü’deki flamingo kayıpları ve en son orman yangınlarında yaşadıklarımızın, bu eksikliği açıkça hissettiriyor.”

– “Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlı 15 bölge müdürlüğü var, bunların her ilde müdürlükleri var. Toplam 81 veteriner hekim bile yok! Yani, her ilde en az bir veteriner hekim olması gerekirken, bazı il müdürlüklerinde veteriner hekim bile yok. Veteriner hekim olmadan yaban hayatı nasıl korunabilir?”

– “Ne yazık ki, yaralı yaban hayvanlarının tedavi ve rehabilitasyonu yetersiz kalıyor. Veteriner hekim bulunan bazı yerlerde de, yaban hayvanlarının tedavisi için altyapı, ekipman, ilaç bulunmuyor.”

– “Şu son orman yangınlarında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü organizasyon yapamadı, bu görevi gönüllü veteriner hekimler üstlendi.”

– “Henüz yanan bölgelerin içlerine girilemediği için, yaban hayatı konusunda durum tespiti yapılamadı, henüz yaban hayatının ne kadar etkilendiği bilinmiyor. Yaban hayvanları doğası gereği tehlike karşısında kendilerini güvene alacakları ulaşılamaz yerlere sığınırlar. Mevcut durumda ancak kaçamayacak kadar kötü yaralanmış veya dumandan etkilenmiş hayvanlara gönüllü veteriner hekimler tarafından müdahale yapılıyor. Yangının tam kontrolünden sonra iç bölgelere bakılacak, tedaviye muhtaç yaban hayvanları tespit edilecek, ilk müdahaleleri ve nakilleri yapılacak, en zor süreç olacak.”

– “Gönüllü veteriner hekimler, hiçbir çağrı yapılmadan, kendileri yangın bölgesine gittiler. Bölgedeki klinisyen meslektaşlar muayenehanelerini ve hastanelerini ücretsiz olarak zarar gören hayvanlara açtılar, gece gündüz hizmet ettiler. Tüm bunları yaparken, mesleklerinin hassasiyetiyle hareket ettikleri için, basın yayın organlarında yeralmadılar. Buna rağmen, maalesef bazı sivil toplum kuruluşları bu durumu suistimal etti, yardımlar topladı, bu yardımların kullanıldığı yerler kayıtlı değil.”

– “Belediyelerimizde de büyük sorun var. 1930’da yürürlüğüne konulan belediye ve hıfzıssıhha kanunları, veteriner hekimlere ciddi görevler yüklüyordu. Ama, 2006’da çıkarılan kanunla, veteriner işleri müdürlükleri idarelerin isteğine bırakıldı. Böylece, birçok belediyemizde veteriner işleri müdürlükleri kapatıldı. Meslek odaları itiraz etti, Danıştay bu kanun hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Dolayısıyla, belediyelerde vakit kaybetmeden veteriner işleri müdürlüklerinin yeniden kurulması gerekiyor.”

– “Bugün birçok belediyede veteriner işleri müdürlüğü yok. Veya, sağlık müdürlüğü, fen işleri müdürlüğü, hatta temizlik işleri müdürlüğü altında, veteriner hekim çalışıyor. Çoğu belediye yöneticileri, henüz hayvanları can olarak görmüyor.”

– “İstanbul’u örnek verecek olursak, 39 ilçenin sadece yarısında bile veteriner işleri bulunmuyor! Çoğunda geçici bakım evi bile bulunmuyor. Ülke genelinde ise, durum daha vahim.”

– “Hayvanları Koruma Kanunu’nun yakın zamanda revize edilen son halinde, nüfusu 25 binin altında olan ilçeler, köyler, kırsalda, sahipsiz hayvanlar kaderine terkediliyor. Veteriner hekimlerin söz sahibi olmadığı bir alanda, sahipsiz hayvan sorunlarını çözebilmek mümkün değildir.”

– “Belediyeler kanunlar gereği sivrisinek, karasinek ve benzeri haşerelerle mücadele etmek zorundadır. Ama, bu tür zararlılarla mücadele için biyolojilerini, ilaç formülasyonlarını bilmek gerekir. Veteriner hekim kontrolünde yapılmayan mücadele başarılı olamaz, üstelik çevreye zarar verebilir.”

– “Ülkemizde 179 yıldır bilimsel olarak veteriner hekimlik eğitimi yapılıyor. Hatta, dünyada ilk defa sığır vebası virüsünün izolasyonunu yapan, serumunu üreten, veteriner hekim Adil Mustafa Şehzadebaşı’dır. İlk kez dayanıklı sığır vebası aşısını geliştiren veteriner hekim Ordinaryüs profesör Süreyya Tahsin Aygün’dür.”

– “Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda sığır vebasına yakalanan öküzler nedeniyle ordunun hareket ve lojistik gücü zayıfladığında, Türk veteriner hekimleri hazırladıkları aşı ve serumlarla iyileştirdiler, savaşın seyrini değiştirdiler. Bunun üzerine Mareşal Fevzi Çakmak “Türk veteriner hekimleri olmasaydı, bağımsızlığımızı kazanamayacaktır” özlü sözünü söyledi.”

– “Günümüzde, Covid-19 virüsünü ilk izole eden Profesör Aykut Özkul ve Profesör Aykut Özdarendeli, veteriner hekimdir.

Almanya’nın en köklü araştırma kurumu ve tek sağlık otoritesi olan Robert Koch Enstitüsü’nün başkanı, veteriner hekimdir.

Biontech işbirliğiyle aşıyı kullanıma hazırlayan Pfizer’in ceo’su veteriner hekimdir.

Çin’de hastalık kontrol ve önleme merkezi’nin müdürü, Çin’deki salgınla mücadeleyi organize eden kişi, veteriner hekimdir.

ABD’de covid-19 salgınını önleme ve aşı projesinin başındaki kişi, veteriner hekimdir.

Hal böyleyken, Türkiye’de Tarım Orman Bakanlığı’nda veteriner hekimler adeta yok edilmiş, işlevsiz hale getirilmiştir.”

– “Bu dışlayıcı ve maksatlı yaklaşım nedeniyle, kanunlarımıza göre ve bilimsel olarak sağlık mesleği olan veteriner hekimlik, Türkiye’de sağlık mesleği sayılmıyor, sağlıkta şiddet kapsamına alınmıyor.”

– “Zoonozlarla mücadele ederken karşı karşıya kaldığı riskler nedeniyle ‘riskli meslek’ olmasına rağmen, fiili hizmet zammı hakkı elinden alındı, hakkı olan verilmiyor.”

– “Devamlı açılan veteriner fakülteleriyle, eğitim niteliksizleştiriliyor. Türkiye’de Avrupa Birliği’nin toplamı kadar veteriner fakültesi var. Yılda yaklaşık 3 bin mezun veriliyor, büyük kısmı işsiz kalıyor.”

– “Hayvan sağlığında çalışan yardımcı personel için ‘uzaktan eğitim bölümleri’ açılıyor, hayatında eline enjektör almamış, laboratuvar malzemesine dokunmamış binlerce kişi, tekniker unvanıyla mezun oluyor, hayvanları tedavi edeceğim diye yaşamlarına son veriyor.”

– “Veteriner hekimler, tüm bu yaşanan sorunların, artık bir strateji olduğunu, ticari hedefleri tutturmak için, tam bir denetimsizlik yaratmak için veteriner hekimleri işlevsiz hale getirmeyi amaçladıklarını biliyor. Veteriner hekimlere yönelik bu dışlayıcı politikanın zaman geçirilmeden değiştirilmesi gerekiyor.”

– “Avladıkları domuzların başında silahla poz veren insanların sosyal medyada beğeni topladığı ülkemizde, yangından yaralı kurtulmuş iki domuz yavrusunu yaşatmaya çalışan gönüllü veteriner hekimler, geleceğimiz için umuttur.”

İşte böyle…

Yangın söndürme uçağı olmamasına odaklandık ama, aslında Türkiye’de tarım-orman-hayvancılık komple dökülüyor.

Bilinçli ve kasıtlı bir el, en başta veteriner hekimlik olmak üzere, ihtiyaç duyduğumuz tüm kavramları tek tek yokediyor, bu sayede Türk tarımını, hayvancılığını, ormancılığını, yaban hayatını bitiriyor.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort maltepe escort pendik escort kartal escort anadolu yakası escort İstanbul escort avcılar escort esenyurt escort beylikdüzü escort bakırköy escort halkalı escort şirinevler escort sefaköy escort maltepe escort antalya escort Maltepe Escort izmir escort ataköy escort pendik escort besiktaş escort şişli escort kundu escort sisli escort Проститутки Бишкека gaziantep escort afyon escort erzurum escort ordu escort malatya escort trabzon escort mardin escort eskisehir escort mugla escort denizli escort sakarya escort